Şeker hastalığının takibi üç ayaklı bir düzenle yürütülür: günlük kan şekeri ölçümleri, üç ayda bir bakılan HbA1c değeri ve yılda bir yapılan organ taramaları. Bu üçlünün birlikte izlenmesi, hem güncel durumu hem de uzun dönemli seyri gösterir.
Takibin amacı yalnızca kan şekerini düşürmek değil, düşük şeker atağı yaşatmadan hedef aralıkta tutmak ve göz, böbrek, sinir ve damar sistemini korumaktır. Bu nedenle iki hastanın aynı HbA1c değerine sahip olması, aynı tedavinin uygulanacağı anlamına gelmez.
HbA1c Ne Söyler?
HbA1c, alyuvarlardaki hemoglobinin şekerle birleşmiş oranını gösterir. Alyuvarların ömrü yaklaşık üç ay olduğundan bu değer son iki-üç aylık ortalama kan şekeri hakkında fikir verir. Tek bir günün iyi ya da kötü geçmesi bu sonucu belirgin biçimde değiştirmez; işte bu yüzden takipte tercih edilir.
Erişkinlerin çoğunda hedef yüzde 7'nin altı olarak belirlenir. Ancak hedef kişiye göre değişir. Genç, hastalığı yeni tanı almış ve başka hastalığı bulunmayan kişilerde daha sıkı bir hedef benimsenebilir. İleri yaşta, düşük şeker ataklarına yatkın ya da kalp hastalığı bulunan kişilerde ise hedef biraz daha esnetilebilir.
HbA1c'nin yanıltıcı olabildiği durumlar vardır. Kansızlık, alyuvar hastalıkları, kan nakli sonrası dönem ve ileri böbrek yetmezliği sonucu etkileyebilir. Bu tablolarda ölçüm, parmak ucu değerleri ve sürekli şeker izlemiyle desteklenir.
Evde Kan Şekeri Ölçümü
Parmak ucundan yapılan ölçümler günün belirli anlarındaki durumu gösterir. Açlık ölçümü sabah aç karnına, tokluk ölçümü ise yemeğin ilk lokmasından iki saat sonra yapılır. Sadece açlık değerine bakılması, gün içinde yükselen şekerin gözden kaçmasına yol açabilir.
Ölçüm sıklığı tedaviye göre değişir. İnsülin kullanan kişilerde günde birkaç ölçüm gerekebilirken, yalnızca ağızdan ilaç kullanan ve değerleri kararlı seyreden kişilerde daha seyrek ölçüm yeterli olabilir. Ölçümlerin tarih ve saatle kaydedilmesi, tedavi düzenlemesini kolaylaştırır.
Sürekli glukoz izleme cihazları, cilt altına yerleştirilen bir sensörle şeker değişimini gün boyu gösterir. Bu sistemlerde hedef aralıkta geçirilen sürenin oranı ayrı bir takip ölçütü olarak kullanılır ve özellikle şeker dalgalanması belirgin olan kişilerde bilgi verir.
Tip 2 Diyabette Tedavi Basamakları
Tedavi, tanı anından itibaren yaşam tarzı düzenlemesiyle başlar. Beslenme planı, düzenli fiziksel etkinlik ve kilo yönetimi tüm basamaklarda sürdürülür; ilaç eklenmesi bu temelin bırakılacağı anlamına gelmez.
İlaç tedavisinde ilk basamakta genellikle metformin tercih edilir. Yeterli yanıt alınamadığında ikinci bir ilaç eklenir. Eklenecek ilacın seçiminde kişinin kalp hastalığı, böbrek işlevi, kilo durumu ve düşük şeker riski göz önünde tutulur. Kalp yetmezliği ya da böbrek hastalığı bulunanlarda bu organları da gözeten ilaç grupları öne çıkabilir.
Hedefe ulaşılamadığında üçlü tedaviye geçilebilir ya da insülin eklenebilir. İnsülin başlanması hastalığın son aşamaya geldiği anlamına gelmez; pankreasın insülin üretme kapasitesindeki azalmanın karşılanmasıdır. Ankara Endokrin Doktorları tarafından yapılan basamak değişikliklerinde, ilacın etkisinin değerlendirilebilmesi için genellikle üç aylık bir süre beklenir.
İnsülin Kullananlarda Takip
İnsülin tedavisinde doz, kan şekeri kayıtlarına göre düzenlenir. Bazal insülin gece ve açlık değerlerini, öğün insülini ise tokluk değerlerini belirler. Doz ayarı küçük artışlarla ve ölçüm sonuçlarına bakılarak yapılır.
Enjeksiyon bölgesinin dönüşümlü kullanılması önemlidir. Aynı noktaya sürekli uygulama, deri altında sertleşmelere yol açarak emilimi bozabilir ve açıklanamayan şeker dalgalanmalarının nedeni olabilir. Bu nedenle kontrol muayenelerinde enjeksiyon bölgeleri incelenir.
Düşük Şeker Atakları
Hipoglisemi, kan şekerinin 70 mg/dL'nin altına inmesidir. Titreme, terleme, çarpıntı, açlık hissi, bulanık görme ve konsantrasyon güçlüğü ile kendini gösterir. Öğün atlanması, alışılmadık düzeyde fiziksel etkinlik ve yüksek doz ilaç başlıca nedenlerdir.
Atak sırasında hızlı emilen karbonhidrat alınması ve on beş dakika sonra ölçümün tekrarlanması önerilir. Sık yaşanan ataklar tedavi dozunun gözden geçirilmesini gerektirir. Uyarı belirtilerinin zamanla hissedilmemesi ayrıca dikkat edilmesi gereken bir durumdur.
Yılda Bir Yapılan Taramalar
Göz dibi muayenesi, retina damarlarındaki değişikliklerin erken saptanması için yılda bir önerilir. Şikayet olmaması tarama gerekmediği anlamına gelmez; retina değişiklikleri uzun süre belirti vermeyebilir.
Böbrek taraması, idrarda albümin ölçümü ve kandan hesaplanan filtrasyon hızıyla yapılır. Erken dönemde saptanan idrarla protein kaybı, tedavi düzenlemesiyle yavaşlatılabilen bir bulgudur.
Ayak muayenesinde his kaybı, nabızlar, deri bütünlüğü ve tırnak yapısı değerlendirilir. Sinir tutulumu gelişen kişilerde küçük bir yaranın fark edilmeden ilerleyebilmesi nedeniyle bu muayene ayrı bir başlık olarak ele alınır. Ankara Endokrinoloji takiplerinde kan yağları ve tansiyon ölçümü de yıllık değerlendirmenin parçasıdır.
Beslenme Yaklaşımı
Diyabette tek bir standart beslenme listesi bulunmaz. Plan; kişinin kilosu, ilaç tedavisi, çalışma düzeni ve alışkanlıklarına göre bir diyetisyen eşliğinde oluşturulur. Karbonhidrat miktarının öğünlere dengeli dağıtılması, kan şekeri dalgalanmasını azaltır.
Lifli gıdalar, tam tahıllar ve sebze ağırlıklı bir düzen tercih edilir. Şekerli içecekler kan şekerini hızla yükselttiğinden sınırlandırılması önerilir. Öğün atlamanın, sonraki öğünde daha yüksek değerlere yol açabildiği unutulmamalıdır.
Fiziksel Etkinlik
Düzenli hareket, insülin duyarlılığını artırarak kan şekeri kontrolüne katkı sağlar. Haftada en az 150 dakikayı bulan orta şiddette etkinlik yaygın olarak önerilir. Etkinliğin haftaya yayılması, birkaç güne sıkıştırılmasından daha yararlı kabul edilir.
İnsülin ya da şeker düşürücü belirli ilaçları kullananlarda egzersiz öncesi ve sonrası ölçüm yapılması, düşük şeker atağından korunmak açısından önerilir. Ağır retina tutulumu ya da ayakta his kaybı bulunanlarda egzersiz türü kişiye göre uyarlanır.
Hasta Günlerinde Ne Yapılır?
Enfeksiyon, ateşli hastalık ya da ishal dönemlerinde kan şekeri beklenmedik biçimde yükselebilir. Vücut strese yanıt olarak şekeri yükselten hormonlar salgılar; bu nedenle iştah azalmış olsa dahi şeker değerleri artabilir.
Bu dönemlerde ölçüm sıklığının artırılması ve sıvı alımının sürdürülmesi önerilir. İnsülin kullanan kişilerde yemek yenmese bile bazal insülinin kendi başına kesilmemesi, düzenlemenin hekimle görüşülerek yapılması gerekir. Kusma, karın ağrısı ve derin hızlı nefes alma eklendiğinde gecikmeden değerlendirme istenmelidir.
Ağız ve Diş Sağlığı
Kan şekeri yüksekliği diş eti iltihabına yatkınlık oluşturabilir; diş eti hastalığı da kan şekeri kontrolünü güçleştirebilir. Bu karşılıklı ilişki nedeniyle diyabet takibinde düzenli diş hekimi kontrolü önerilen başlıklardandır.
Diş eti kanaması, ağızda kuruluk ve tekrarlayan mantar enfeksiyonları bildirilmesi gereken bulgulardır. Aynı şekilde deri kıvrımlarında tekrarlayan enfeksiyonlar da kan şekeri kontrolünün gözden geçirilmesini gerektirebilir.
Aşılar ve Koruyucu Uygulamalar
Diyabet takibinde koruyucu uygulamalar da plana dâhil edilir. Mevsimsel grip aşısı ve zatürre aşısı, kan şekeri kontrolünü bozabilecek enfeksiyonlardan korunmak amacıyla önerilen başlıklar arasındadır.
Sigaranın bırakılması, damar sağlığı üzerindeki etkisi nedeniyle üzerinde ayrıca durulan bir konudur. Sigara kullanımı hem böbrek tutulumunun hem de damar hastalığının seyrini olumsuz etkileyebilir; bu nedenle bırakma desteği takibin bir parçası olarak ele alınır.
Seyahat ve Günlük Yaşam Düzenlemeleri
Uzun yolculuklarda ilaçların yanda taşınması, insülinin uygun sıcaklıkta saklanması ve saat farkı olan seyahatlerde doz zamanlamasının önceden planlanması önerilir. Yolculuk öncesinde hekimle görüşülerek düzenleme yapılması yararlı olur.
Oruç tutmak isteyen kişilerde tedavi planının önceden gözden geçirilmesi gerekir. İlaç saatlerinin ve dozlarının uyarlanması, düşük şeker atağı riskini azaltmaya yöneliktir. Bu düzenlemenin kendi kendine değil, hekim değerlendirmesiyle yapılması önemlidir.
Kontrole Ne Getirilmeli?
Kontrol muayenesine kan şekeri kayıtları, kullanılan ilaçların listesi ve varsa cihaz raporlarıyla gidilmesi değerlendirmeyi kolaylaştırır. Son üç aydaki değişiklikler, yaşanan düşük şeker atakları ve varsa yeni başlayan şikayetler aktarılmalıdır.
Endokrinoloji Ankara kontrollerinde ilaçların düzenli kullanılıp kullanılamadığı da sorgulanır; aksamaların açıkça paylaşılması, gereksiz doz artışlarının önüne geçer. Ankara Endokrin Doktoru takibinde kontrol aralığı, değerlerin kararlılığına göre belirlenir.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Şikayetlerinizin değerlendirilmesi için bir Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir.